Erdem Yayınları

Melike Günyüz İle Söyleşi [Selva İnce – Ayşenur Gülsüm]

Melike Günyüz İle Söyleşi [Selva İnce - Ayşenur Gülsüm]

Bu ay Çocuk Yazını olarak Erdem Yayın Grubu’nun konuğuyuz. Bizlere kapılarınızı açtığınız için çok teşekkür ederiz.

Hoş geldiniz arkadaşlar.

Otuz yılı aşkın süredir yayın hayatındasınız, bünyenizde yayımlanmış binlerce kitap var. Sadece bu kitapların varlığı bile “Türkiye kitap okumuyor” yargısını kırar nitelikte. Tanıtımınızı yaparken “Edebiyat bir milletin turnusol kâğıdıdır.” diyorsunuz. Nedir turnusol kâğıdı olmak?

Aslında orada edebiyattan çok çocuk edebiyatına vurgu yapıyorum. Çünkü Türkiye’de çocuk edebiyatı ve parantez içinde çocuk kitapları, ikisini birbirinden ayırmak gerektiğini düşünüyorum, eğitimin çok önemli bir aracı olarak görülüyor. Cumhuriyeti kuran irade çocuk edebiyatını tanımlıyor ve çağdaş Türk gencini yetiştirmek için kullanılacak araçlardan biri olarak görüyor ve ne yazık ki uzun yıllarca Türkçe ders kitaplarında kadim bir edebiyat geleneği olan milletin evlatlarına şiir diye gerçekten şiirle alakası olmayan metinler okutuluyor. Hatta hâlâ bunun devam ettiği kanaatindeyim. Ama son yıllarda biraz kırıldı diyebiliriz. Bu biraz çocuk edebiyatına, çocuk kitaplarına ideolojik yaklaşımın bir sonucu çünkü bir devlet için nesil yetiştirmek istiyoruz, bunu tanımlıyoruz, bu neslin düşünce dünyasını oluşturmak için de kullanacağımız en önemli araçlardan bir tanesi çocuk kitapları. Hâl böyle olunca Türkiye’de çocuk edebiyatının gelişmediğini düşünüyorum. Çok güçlü yazarlar çıkıyor, arada gerçekten çok iyi metinler yazılıyor; fakat az önce ifade ettiğim o güçlü edebiyat geleneğinin kitapları bunlar olmamalı. Bizim şu anda dünyayı sallayacakHarry Potterlarımızın, Yüzüklerin Efendisi gibi romanlarımızın olması gerekiyor. Çünkü öyle bir kültürden geliyoruz; hem halk kültürü, sözlü kültürümüz çok zengin hem de yazılı edebiyatımız, divan edebiyatımız, mesnevilerimiz çok zengin. Mesnevilerimiz başlı başına fantastik öğelerle dolu zaten. Başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok, mesnevileri alıp bugünün edebiyat şekline dönüştürdüğümüz anda çok zengin fantastik romanlar kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Biraz buna vurgu yapıyor turnusol kâğıdı. Düşüncemiz neyse, yayınladığımız çocuk kitapları da onu gösteriyor ki eğitime bakışımız çocuğa bakışımız aslında. Bir başka yönüyle de hem Türkiye’de hem dünyada çocuk kitapları ihtiyaca vurgu yapan eserlerdir, toplumda bazı problemler baş göstermeye başladığı anda birinci elden ulaştığımız, ortaya koyduğumuz şifa yollarından bir tanesidir çocuk kitapları. Nasıl mı? Meselâ şu anda toplumda boşanma çok hızlı yaygınlaşıyor ve çocuk kitaplarında boşanmayı görüyoruz, boşanan ailelerin çocukları çocuk kitaplarına konu ediliyor. Niye buna ihtiyaç var? Çünkü çocuk edebiyatı, çocuğun empati kurduğu karakterle ruhunu da sağaltıyor, iyi geliyor ona. Sözlü olarak ifade edemediğiniz şeyi kurgu yoluyla ifade edebiliyorsunuz, kurgunun insan zihni üzerinde ne kadar tesirli olduğunu nörobilim ortaya koydu. Kurgusal metin dinlerken beynimizin hangi yarısıyla dinlediğimizi, savunma mekanizmalarımızın nasıl olduğunu, o bilgiyi nasıl içselleştirdiğimizi, mesela bir konferans dinlemekle bir masal dinlemek arasında beyinde oluşan farkı bilim ortaya koyuyor. Dolayısıyla, bir yönüyle kurgu çok tehlikeli çünkü kurguyu dinlerken savunma duvarlarınızı aşağıya indiriyorsunuz. Alt-metin siz farkında olmadan da beyin tarafından işlenmeye başlıyor. Bizi yaratan da Kurân-ı Kerîm’de bize; “Size hikâyelerin en güzelini anlatacağım.” diyor, hikâyeye, peygamber kıssalarına vurgu yapıyor. Bütün kadim dinlerde, bütün kutsal metinlerde hikâyeler var. Demek ki hikâye anlatıcılığı ve kurgu aslında çok önemli, insanı eğitmek, düşünce biçimini değiştirmek noktasında çok etkili… Bütün bunlara vurgu yapıyor o cümle aslında.

RÖPORTAJIN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ!!!