Erdem Yayınları

Çocuk Gibi Düşünmek Hâlâ Mümkün mü?

Büyümek, bitmeyen bir uğraş... İşte yaratıcılığımızı beslemek için birkaç öneri.

Rafael gibi resim yapmak dört yılımı aldı, çocuk gibi resim yapmaksa ömrümü.  – Picasso

Yaratıcılıkla ne yapılması gerektiği çocukluğun gündemiyse, yaratıcılıktan gitgide uzaklaşmak da modern dünyadaki yetişkinlerin gündemidir. Çocuklarımızı yaratıcılıklarını artırmak için teşvik ederken kendi yaratıcılığımızı sorguluyor muyuz? En son ne zaman hayal kurduğunu hatırlamayan yetişkinler olarak çocuklara ilham vermekte zorlandığımız gibi, çocukluk hayallerimizden de uzaklaşıyoruz. En önemlisi de bu durum iş hayatımızdan tutun ilişkilerimize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

“Yetişkinler oyun oynama kapasitelerini kaybetti.”

Geçtiğimiz günlerde Cannes Lions’ta konuşmacılık yapan psikoterapist Oliver James de “Çocuk Gibi Düşünmek” başlıklı konuşmasında yaratıcılık ve inovasyonun büyümenin en önemli araçlarından biri olduğunu vurguladı. Büyümenin yalnızca çocuklara özgü olduğunu düşünmeyelim; bu kavram yetişkinlikte “yaşlanma”nın yerini alsa da aslında büyümek hiç bitmeyen bir serüven. School of Life’ın üyelerinden James de bu durumu şöyle açıklıyor:

“Yetişkinler oyun oynama kapasitelerini kaybetti. İş hayatınızda yaratıcı olmak istiyorsanız çocukça oynama kabiliyetinizi geliştirmeniz ve çalıştığınız yeri beslemeniz gerek.”

İşte yaratıcılığımızı beslemek için birkaç öneri.

  1. Farklı Kimliklerinizi Listeleyin.

İş arkadaşı, yönetici, eş, çocuk gibi kimliklerinizi irdeleyip her birinde nasıl biri olduğunuzu, nasıl göründüğünüzü ve ne hissettiğinizi listeleyin. Amacınız kendinizi iyice tanımak ve sınırlarınızı bilmek olmalı.

  1. Unutulan Kimliklerinizi Hatırlayın veya Yenilerini Bulun.

Bu kimlikler içerisinde eksik gördüğünüz yanları bulun. İçinde sıkıştığınızı hissettiğiniz kimliklerinizi biraz olsun değiştirebilirsiniz. Kontrolcü bir anneyseniz çocuklarınızla bu hafta sonu bir dondurmacıya gidip hep birlikte canınız çektiğince dondurma yemek ya da ofis hayatınızda hep rasyonel biriyseniz “risk alan kişi” rolüne geçmek gibi…

  1. Soru Sorun

Çocukluğunuzda en mutlu olduğunu anların, en sevdiğiniz oyunların ve çizgi filmlerin bir listesini yapın. Sizi bunlarda en çok etkileyen şeyleri düşünün. Ve bu mutlu anları yetişkinlik hayatınızda tam olarak nerede, ne zaman yitirdiğinizi bulun. İşte problem tam da orada!

Örneğin, bir çocuğu yeni şeyler keşfetmeye iten, sıkıntılardan uzaklaştıran, tüm dünyayı unutup tek bir şeyle ilgilenmenin keyfini yaşatan en temel duygu meraktır. Yetişkinlik hayatınızdaki monotonluğu sağlayan, aynı düşünce şablonları içinde sıkışmanıza sebep olan şey merak duygunuzu yitirmiş olmanız olabilir mi? Neyi kaybettiğinizi bulmak, çocukluğunuza bir adım daha yaklaşmanızı sağlayabilir.

 

Kaynak: Guardian, Cannes Lions

Görsel: Freepik